Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ölüler ve Diriler (Bölüm 21/II)

Resim
Mürit, Yetkin’in yangın merdiveni kapısından çıktığını görünce bir sonraki işine geçti. Bir üst kata çıkıp, Yetkin’den uzak bir odaya yerleştirilen diğer adamın odasını aradı. Bulmak için fazla uğraşmasına gerek yoktu. Kapısında iki tane jandarma bulunan odayı görünce, bunun aradığı oda olduğunu anladı. Hemen işe koyuldu. Olabildiğince sakin adımlarla jandarmaların yanına yaklaştı. Profesyonelce davranmaya gayret ediyordu ama içten içe gergindi. Bunu yapmak zorunda değildi ama kendisine hâkim olamıyordu. Bir şey ne kadar yanlış, yasak ve tehlikeliyse Mürit o kadar cezbediyordu. Jandarmaların karışına dikildi ve Yetkin’in odasının başında nöbet tutan jandarmalara uyguladığı planı onlara da uygulamaya çalıştı. “Ben ceza evi müdür yardımcısıyım. Kantine gidip birer kahve için. Ben mahkûmun yanında kalırım.” Jandarmalar birbirlerine baktılar, sonra tekrar Mürit’e döndüler. İkisi de henüz yeni yetmeydi. Mürit diğeri gibi onları da kolayca kandırabilmeyi umuyordu. “Siz neden buradasınız efe...

Ölüler ve Diriler (Bölüm 21/I)

Resim
Tuvalette siyahi adamdan yediği dayağın izleri hala bedenindeydi. Burnunun kanamasını durdurmuştu ama ağrılarının kendiliğinden geçmesini beklemekten başka çaresi yoktu. Yatağına kıvrılmış uyumaya çalışıyordu. Koğuş karanlık ve sessizdi, herkes uykudaydı. Yetkin ise hayaller kurarak bu derin sessizliğin tadını çıkarmaya çalışıyordu. Evinde vakit geçirdiği zamanları düşünüyordu, bu düşünceler onu biraz olsun rahatlatıyor, sakinleştiriyordu. Başını yorganın altına sokup kendi nefesiyle ısınmaya çalıştı. Kendisini evinde, ekendi yatağındaymış gibi hissetmeye başlamıştı. Tam uykuya dalacağı sırada biri yorganı sert bir şekilde tutup çekti, Yetkin neler olduğunu anlayamadan bir el, bir bez ile ağzını ve burnunu kapattı. Yetkin neler olduğunu algılayamadı, bunu yapan kişiyi karanlıkta silik bir hayalet olarak gördü, ama bu anlık bir görüntüydü. Ağzını ve burnunu kapatan bezden tuhaf bir koku aldı, çok geçmeden göz kapakları ağırlaştı, kendinden geçti ve derin bir uykuya daldı. Ne kadar zaman...

Ölüler ve Diriler (Bölüm 20/II)

Resim
Yorgun, uykusuz ve açtı. Havanın dondurucu bir şekilde soğuk olması kendisini daha kötü hissetmesine neden oluyordu. Şu an güzel bir yemek yiyip karnını güzelce doyurmak, sıcak bir duş almak ve yatağına girip rahat bir uyku çekmek için her şeyi yapardı. Ama yaptığı şey hiç bilmediği bir yerde, hiç tanımadığı insanları gözetlemekti. Tuna’dan, Yetkin’i kaçıran adamların onu götürüp alı koydukları yerin adresini almış, bölgeye gelince ise tam adresi bulmak için epey dolaşmak zorunda kalmıştı. Akıl karı değildi, burası kocaman bir sanayi bölgesiydi, her yer fabrikalarla doluydu. Ona asıl adresi bulmasında yardımcı olan ilk şey, fabrikalardan birinin etrafında hiçbir insan görmemesiydi. Tüm fabrikaların etrafı işçilerle, kamyonlarla, tırlarla doluydu ama şu an gözetlediği binanın etrafında hiç kimse yoktu. Hala emin olmasa da aradığı yerin burası olduğunu düşünüyordu. Pas tutmuş, çürümeye gelmiş konteynırların arasında dolaşarak neredeyse bir saatini boşa harcamıştı. Harcadığı enerji de cab...

Ölüler ve Diriler (Bölüm 20/I)

Resim
Mürit yanından ayrıldıktan sonra gardiyandan telefon hakkı istedi. Gardiyan ise beş dakikayı geçmemek şartıyla izin verdi. Telefonun ahizesini kaldırmadan önce arkadaşının numarasını hatırlamaya çalıştı. Aslında onunla muhatap olmak istemiyordu. Adam daha önce Yetkin’in bulduğu ve canlı canlı fotoğrafını çektiği cesedin fotoğraflarını istemişti. Her zaman kendisini düşünen, kendisini ön plana çıkarmaya çalışan bencil ve kibirlinin tekiydi. Yetkin’in hapiste, onun ise polislerle resmi iş birliği içinde olması onun kibrini daha da büyütecekti. Yetkin ondan nasıl bir tepki göreceğini şimdiden tahmin ediyordu. Hafızasını iyice zorladıktan sonra nihayet numarayı hatırladı ve ahizeyi kaldırıp tuşlara bastı, telefon birkaç kere çaldıktan sonra açıldı. “Alo... Buyurun.” “Benim, Yetkin.” “Yetkin, eski dostum... Nasılsın bakalım, hayat nasıl gidiyor?” Adam bunları son derece alaycı tavırlarla söylemişti. Onunla dalga geçtiği ses tonundan anlaşılıyordu, hatta Yetkin’in onun şu an keyiften dört kö...

Ölüler ve Diriler (Bölüm 19/II)

Resim
Mürit bütün gece Tuna’nın gelmesini beklemiş, bu süreyi hem detaylı araştırma yaparak hem de Yetkin’in dosyasındaki başka davaları inceleyerek geçirmişti. Ama incelediklerinin arasında son okuduğu olay kadar ilginç başka bir olay daha bulanmamıştı. Düşünmekten kafasının içi tıklım tıklım olmuş, zihni bulanıklaşmıştı. Daha fazla dayanamayarak oturduğu yerde uyuya kalmıştı. Çalan kapının sesiyle gözlerini açtı. Boynu taş kesilmişti, hatta tüm vücudu... Her yeri ağrıyordu. Boynunu çevirerek rahatlatmaya çalışırken tekrar kapının çaldığını duydu. Ağır ağır oturduğu yerden kalkıp kapıyı açtı. Karşısında Tuna’yı görünce, dün gece onu çağırdığını hatırladı. “Biraz erken gelmedin mi?” diye sordu Mürit, alaycı bir tavırla. Uykusuzluktan gözlerini açamıyor, konuşurken boğazına dikenler batıyordu. Ama Tuna gayet dinç görünüyordu. “Kusura bakma, çok yorgundum. Dün geceyi yatağımda geçirmek istedim. Beni neden çağırdın, o kadar önemli olan şey ne?” diye sordu Tuna, salona geçerken. Mürit onu duyma...

Ölüler ve Diriler (Bölüm 19/I)

Resim
Mürit ile olan görüşmesinden döndüğünden beri, koğuştaki bazı adamlar ona ters ters bakıyorlardı. Muhtemelen onların bir ziyaretçisi yoktu, kimse onları merak edip görmeye gelmiyordu. Ama Yetkin’i birilerinin görmeye gelmesi onların canını sıkmıştı. Yetkin o adamların meraktan ya da kıskançlıktan çatladıklarına emindi. Bir süre bunun tadını çıkaracaktı. Öğle yemeği bulaşıklarını yıkarken arkasından birinin yaklaştığını hissetti. Birden irkildi, başını yere eğip arkasında birinin olup olmadığını görmeye çalıştı. Bir şey göremedi ama önündeki bulaşıklara gölge düştü. Yetkin elindeki tabağı köpükleyip diğer tabakların üzerine bıraktı ve arkasına döndü. Yetkin’in malını çaldığı adamadı bu. “Bir şey mi istiyorsun?” diye sordu çekinerek. Adam ona iyice yaklaştı, burunları neredeyse birbirlerine değecekti. “Evet. Bana yemek hazırla.” “İyi ama daha yeni yedin, hem de tıka basa.” “Sen benim lokmalarımı mı sayıyorsun? Sana ne benim ne yediğimden! istersem bütün koğuşu yerim, sana mı soracağım?”...

Ölüler ve Diriler (Bölüm 18/II)

Resim
“Ev sizin, öyle değil mi? Başımı derde sokmak istemiyorum.” “Benim dedim ya... Arkadaşımla beraber kalıyorum, tapusunu mu göstereyim?” diye söylendi Mürit. Çilingir ona yan gözle baktıktan sonra ağır ağır başını salladı ve işe koyuldu. O kilitle uğraşırken merdivenlerden yukarı ayak sesleri geldi. Mürit’in içi alev alev yanmaya başladı, yakalanacaktı. Merdivenlere döndüğünde, Yetkin’in alt komşusu olan yaşlı adam göründü. Bu adam yektin için mahkemeye gizli tanık olarak ifade vermişti. Ayrıca daha önce de karşılaşmışlardı. Yaşlı adam yukarı geldiğinde önce Mürit’e, sonra çilingire baktı. Mürit, yaşlı adamın işi bozmaması için içinden dua ediyordu. Sonuçta yaptığı şey haneye tecavüzdü. Mürit onu buradan göndermek için söyleyecek bir şeyler düşünerek ona doğru yaklaştı, ama yaşlı adam ondan önce davrandı. “Başkomiserim, bir şey mi oldu?” diye sordu yaşlı adam. Çilingir bir an duraksayıp Mürit’e baktı. “Siz polis misiniz? daha önceden söyleseydiniz bu kadar sorgulamazdım.” dedi adam ve i...

Ölüler ve Diriler (Bölüm 18/I)

Resim
Burada, bu dört duvar arasında delirmemenin tek yolu kitap okumaktı. Elinde kapağı yıpranmış, bazı sayfaları eksik, harap halde olan bir kitap vardı. Kitap bu kadar yıprandığına göre, hatta bazı sayfaları çalındığına göre burada bile kitap okuyan birileri vardı. Dış dünyadan, hayatın acı gerçeklerinden kaçmanın tek yolu kitap sayfalarıydı. Sonuçta düşünmek ve hayal kurmak bedavaydı. Gerçi elindeki romantizm kitabının yerine kendi kitaplığındaki polisiyeleri veya kendi seri katil dosyalarını okumayı tercih ederdi ama hiç yoktan iyiydi. Burada seçme şansı yoktu, elde ne varsa onu okumak zorundaydı. En azadından bunu alabildiğine şükretmeliydi. Gözleri satırların arasında dolaşırken ara sonra onun hayatını kurtaran siyah, adama kayıyordu. Adam yemek dışında sadece yatağında uzanıyor, boş gözlerle yukarıya bakıyordu. Adamın şimdiye kadar herhangi bir şey yaptığını görmemişti. Belki normalde yapıyordu ama Yetkin geldiğinden beri hiç denk gelmemişti. Aklı hala onu neden kurtardığındaydı. Ona...