Kayıtlar

Mayıs, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ölüler ve Diriler (Bölüm 28/I)

Resim
Yatağına sırt üstü uzanmış, kollarını ensesine koymuş sırıtarak tavanı seyrediyordu. Ortama derin bir sessizlik hâkimdi. Duvarların sıvası dökülmüş, zemin pislik içindeydi ve mide bulandırıcı bir koku vardır ama yine de huzurluydu. Yalnızdı ve güvendeydi. Eski koğuş arkadaşları onun buraya geri döndüğünü duyunca, onun koğuşa gireceğini düşünerek heyecanlanmış, belki de onu kullanmak için hazıklıklar yapmaya başlamışlardı. Yetkin’in tek kişilik hücreye geldiğini öğrendiklerinde öfkelenmişler ve onun yapması için çıkardıkları işleri bir başka enayi yapmak zorunda kalmıştı. Ona bütün bunları bir gardiyan anlatmıştı. Yetkin tüm bunları duyunca zevkten dört köşe olmuştu. Gardiyan onun özle bir mahkum olduğunu düşünmüş olacak ki, ona bazı ayrıcalıklar tanınmıştı. Müdürden izin alıp ona istediği türden kitaplar getiriyor, yazılar yazması, notlar alması için boş kağıtlar ve kurşun kalemler veriyordu. Henüz iki gündür buradaydı ve şimdiden kendisini gardiyanlara sevdirmeyi başarmıştı. Günde yar...

Ölüler ve Diriler (Bölüm 27/II)

Resim
Uyandığında kendi kendine küfürler savurdu. Hava aydınlanmıştı. Saat bakmak için telefonuna uzandı. Saat on biri gösteriyordu. Bir kez daha küfür savurdu. İşini gece halledip hastaneye, kardeşinin yanına gidecekti ama saatlerce uyumuştu. Hemen kalkıp banyoya gitti. Üzerindeki leş gibi giysilerini çıkarıp çamaşır makinasının içine koydu ve makineyi çalıştırdı. Sonra duş kabinine girip hızlı ve sıcak bir duş aldı. Havlusunu yanına almayı unuttuğunda yatak odasına çıplak ve ıslak bir halde gitti. Arkasında su damlaları ve ıslak ayak izleri bırakıyordu. Ayrıca zeminin kirinden dolayı ayakları tekrar kirlenmişti ama bunu umursamadı. Gardırobunu açıp eline gelen ilk giysileri ıslak vücuduna geçirdi. Sonra dolabından hiç kullanmadığı montlarından birini alıp giyindi. En sevdiği montunu Özgür’e giydirmişti. Telefonunu, anahtarlarını, cüzdanını ve sigara paketini alıp saçlarını kurutmadan evden çıktı. Dışarı çıkar çıkmaz ayazı yedi. Belki o kadar soğuk değildi ama Mürit iliklerine kadar donduğu...

Ölüler ve Diriler (Bölüm 27/I)

Resim
“Onu gördüm! İster inanın ister inanmayın. Aptal herifler, salaklar. Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz? Ben onu gördüm çünkü beni yem olarak kullandılar.” diye söyleniyordu Yetkin. Aynı bölümde kaldığı keşlerden biri araya girdi. “Bu boklar bizi de bu hale getirecek, buradan çıkar çıkmaz ilk işim tedavi olmak.” Başka biri ona karşılık verdi. “Yol yakınken dönmek en iyisi. Adama bak, resmen tımarhanelik!” Yetkin onlara döndü. “Tımarhanelik olan sizsiniz, aptallar! Ben doğruyu söylüyorum, her şeyi gözlerimle gördüm. Fabrika, bilgisayarlar, dosyalar, cesetler... Her şeyi gözlerimle gördüm. Kırmızı gözlü katili de gördüm, hem de iki kere. Anlıyor musunuz salak herifler...” diye bağırdı. “Neden bu kadar tesadüf seni buluyor peki?” “Çünkü ben sizin gibi boş adam değilim. Benim işim bu, benim işim katiller...” “Ona eminim, kendin de katilsin zaten...” Başka biri tekrar araya girdi. “Hey... Bizim bu herifle aynı bölümde ne işimiz var? Biz sadece kullanıcıyız memur bey... Bu her...

Ölüler ve Diriler (Bölüm 26/II)

Resim
Hava zifiri karanlıktı, saat akşamın dokuzuydu. Neredeyse bütün günü bu harabede, kardeşinin başında bekleyerek geçmişti ama ne gelen vardı ne giden. Özgür’ü alması için ondan istedikleri şeyi yapması çok zordu ama bir anlık öfkeyle aldığı karar, ondan istedikleri şeyi yapmasından çok daha kolay olmuştu. Katili kendileri bulacaklardı. Hatta onlara istediklerinden çok daha fazlasını vermişti. Ama sonuçları deli gibi merak ediyordu. Adamlar fabrikayı bulmuş olmalıydılar, aksi halde buraya gelip Mürit’i haşat ederlerdi. Buna şüphesi yoktu ama orada olanları çok merak ediyordu. Orayı herkes biliyordu, kendi ekibi oraya baskın yapmıştı ama hiçbir şey bulamamışlardı. Siyahiler, fabrikanın adresini polislerin dövmelilere asla vermeyeceklerini biliyor olmalıydılar. Yetkin ile Mürit’ten şüpheleneceklerdi. Yetkin polislere teslim olmuştu, bu durumda o adamlara bilgi veremeyeceğini de biliyor olmalıydılar. Geriye bir tek Mürit kalıyordu, bunu onun yaptığını anlayacaklardı. Mürit’i yaşatmayacaklar...