Kayıtlar

Ölüler ve Diriler (Bölüm 36/II)

Resim
“Yapacağın kadar katliam yaptın, istediğin oldu. Bütün ülkeye korku saldın, herkese gücünü gösterdin, intikamını aldın. Yapman gereken her şeyi yaptın, artık buna bir son ver!” diyerek onu ikna etmeye çalıştı Tuna. Çınar gözlerini devirerek ona baktı, hâlâ umursamaz bir tavır takınıyordu. Onu ikna etmek mümkün değildi, bu işe kendisi istemediği sürece son vermeyecekti. “Hayır, şu an olmaz. Başkomiser benim istediğimi yerine getirmedi, onunla yaptığım anlaşmaya uymadı. O da cezasını çekmek zorunda, onun cezasını da verdiğim zaman, işte o zaman her şey sona erecek.” Tuna öfkeden çıldırıyordu ama sakin kalmak için büyük çaba gösteriyordu. “Mürit’in bir suçu yok. Hiç birimizin yok. Biz devlet adamıyız, polisiz. Bizim görevimiz bu, o bunu yapmak zorundaydı. Devletin kuralları var, bu kurallara uyduğu için onu cezalandıramazsın!” “Elbette cezalandırırım. Benim hayatımda tek devlet benim! Sadece benim sözüm geçer, ben ne dersem o olur. Nasıl ki başkomiser devlete karşı geldiğinde cezala...

Ölüler ve Diriler (Bölüm 36/I)

Resim
“Beyazları öldürmek tercihim değildir ama gerekirse öldürürüm başkomiser.” Mürit ağlamamak için kendisini zor tutuyordu. Aptal yerine konuldukları için. O yalancı heriflere inandıkları için. Yalanın kokusunu alamadıkları için. Bu kadar aptal oldukları için. En önemlisi de kaybettiği için. Karşısında, patronun öldürüp gömdüklerini söylediği ve Mürit’in arkasından üzüldüğü, kendisini gazeteci olarak tanıtan Çınar duruyordu. Ama onların şimdiye kadar gördüklerinden çok daha farklı bir haldeydi. Üzerinde siyah bir cüppe, başında siyah bir bere vardı ve gözleri, lens olduğu anlaşılan kırmızı bir renkteydi. Ayrıca peltek falan da değildi, gayet güzel ve akıcı konuşuyordu. Şimdiye kadar herkesi aptal yerine konmuş, saf görünerek herkesi parmağında oynatmış, onlarla alay etmiş, eğlenmişti. Bir yandan da amacı için çalışmıştı. “Sen… Sen, nasıl?” diye geveledi Mürit ama ağzından başka bir söz çıkmadı. Gözlerini bir çınara bir Özgür’e çeviriyordu. Özgür demir bir sedyenin üzerinde sırt üstü, ç...

Ölüler ve Diriler (Bölüm 4/II)

Resim
“Abi ne olur... Sana söz veriyorum, bir daha oraya adımımı bile atmayacağım. Ben bunu yapamam, ne olur...” diyerek, yol boyunca ona yalvarmıştı Özgür. Ama bu Mürit’in umurunda bile olmamıştı. Dün o heriflerden yediği dayağın izlerini hala bedeninde taşıyordu. Yüzünün çeşitli yerlerinde yaralar ve çizikler, kaşlarında yarıklar vardı. Ayrıca kaburgalarına ve bacaklarına da ağır darbeler aldığından, vücudu hala şiddetli bir şekilde ağrıyordu. Dayağın ardından adamlar onları yaka paça dışarı atmış, Mürit’de yerde bir süre kıvrandıktan sonra kısa süreli bir baygınlık geçirmişti. Ama Özgür ambulansı arayıp abisini hastaneye kaldırmak yerine başında oturup ayılmasını beklemişti. Mürit, kardeşinin bu hareketinden sonra başını yine belaya soktuğunu ve olaya polisin dahil olmasından korktuğunu anlamıştı. Mürit ayılıp kendine geldiğinde kardeşiyle beraber kendi evine gitmişler, Mürit’de kardeşinin o heriflerden yemediği dayağı kendisi yedirmişti. Şimdi ise onu zor da olsa adam etmeye çalışmak içi...

Ölüler ve Diriler (Bölüm 4/I)

Resim
Seminerden çıktıktan sonra bir tekel bayisine gitmiş, emekli maaşından kartında kalan son parayı da kuruşuna kadar içkiye harcamıştı. Hatta bir şişeyi, bakiyesi yeterli olmadığından dolayı geri bırakmak zorunda kalmıştı. Cebinde biraz nakit parası vardı ama onu kart geçmeyen başka bir şey için kullanacaktı. Marketten çıkıp, aracını park ettiği yerde bırakarak sokakta bir süre yürüdü. Sonra müstakil bir evin önünde durdu ve kapıya vurdu. Biraz bekledikten sonra kapı açıldı ve karşısına siyahi bir adam çıktı. Üzerinde kir içinde beyaz bir tişört, altında ise kısa şort vardı. Evin içi sıcak olmalıydı çünkü adam yazlık kıyafetlerle dolanıyordu. Adam, Yetkin’i baştan aşağı süzdükten sonra onun anlamadığı dilde bir şeyler geveledi. Tam kapıyı kapatmak üzereyken adamın arkasında başka biri belirdi. Yetkin siyahi adamı ilk kez görüyordu ama sonradan gelen beyaz adamı tanıyordu, maddelerini çoğu zaman bu beyaz adamdan alıyordu. Bu adam da Afgan’dı ve Yetkin’i sima olarak tanıyordu, az da olsa T...

Ölüler ve Diriler (Bölüm 35/II)

Resim
Tuna elinde bir fincan kahveyle ofisine girip, Mürit’in masasının üzerindeki dosyaları aldı ve kendi masasına geçti. Kahvesinden bir yudum alıp, dosyalardan birini açıp incelemeye başladı. O sırada kapı açıldı ve içeri Can girdi. “Günaydın.” Tuna ona kısa bir bakış attıktan sonra tekrar dosyalara döndü. “Baş komiserim aradı, Özgür evden kaçmış.” dedi Can aniden. Tuna kahvesinden bir yudum daha almak üzereyken durdu ve ona baktı. “Nasıl? Kolunu kaldıracak hali yok ki, nasıl kaçacak?” “Kaçmış işte! Baş komiserim nezarethanedeki adamlara dikkat edin, Özgür oraya gelirse onu ben gelen kadar oyalayın dedi.” Tuna, işi ciddiye almaya başladı. Kahve fincanını masanın üzerine bırakıp ayağa kalktı ve düşünceli bir şekilde sordu. “İntikam almak istiyor, öyle değil mi?” Can başını yana eğmekle yetindi. Özgür’ün verdiği bu karar her ne kadar yanlış olsa da sonuna kadar haklıydı, ama Özgür’ün onlara yapacağı hiçbir şey onların gözünü korkutmayacak, canlarını yakmayacak ya da onun içini rah...

Ölüler ve Diriler (Bölüm 3/II)

Resim
“Ne buldun?” diye sordu Mürit Tuna’nın başına dikilerek. Sonra kahvesinden bir yudum aldı. Tuna bilgisayar ekranında dikkatli bir şekilde bir şeylere bakarak, aynı anda cevapladı. “Trafik şubeyle görüştüm. Cesedin bulunduğu yerde herhangi bir kamera yok. Ama ceset bulunmadan önceki birkaç saat içinde o yolu kullanan birkaç araç mobeselere takılmış. Tüm araçlar yaklaşık yirmi dakika sonra, aynı yol üzerinde bulunan başka bir mobeseye daha takılıyor ama biri hariç. Bir araç bir sonraki mobeseye diğerlerinden on dakika sonra yakalanıyor. Hız limitine bakılırsa diğer araçlarla arasında ortalama iki veya üç dakikalık bir zaman farkı olması gerekir.” “Aracın plakası, sürücüsü falan belli mi?” diye sordu Mürit heyecanla. Tuna bir siteyi kapatıp başka bir siteye girdi. “Araç çalıntıymış. Dört gün önce bir otoparktan çalınmış, sahibi şikayetçi olmuş. Aracın bulunduğu haber verildi ama sorun şu ki araç aslında bulunamadı. Hala arıyorlar.” Mürit kahve kupasını tuttuğu elini yavaşça savurdu. “Kes...

Ölüler ve Diriler (Bölüm 35/I)

Resim
Amirleri sorguya ara vermeleri istemiş, Tuna ile Mürit sorgu odasından çıkmıştı. Kayıt bölümüne geçtiklerinde ikisi de afallamıştı. Tuna içerideki adamı bir numaralı şüpheli ilan ederken yanılmamıştı. Gizem komiser kayıt bölümüne girdi ve amirine yaklaştı. “Amirim, kırmızı bülten ve kundaklama olaylarını araştırdım. İşte burada, adam doğru söylüyor.” Amiri komiserin elindeki kağıtları alıp göz gezdirdi. “Tamam. İfadesini alıp savcılığa sevk edin. Şu diğer adamalardan sorguya alınmayan iki kişi kaldı, onların sorgularını yapın, onları da gönderin.” “Tama amirim.” dedi Mürit. Sonra Tuna ile beraber birer kahve içmek ve diğer sorguların hazırlanmasını beklemek için kantine gittiler. Mürit bir masaya otururken, Tuna’da ikisine kahve almak için mutfak kısmına gitti. Elinde iki karton bardakla geri döndü, suratı bembeyazdı. Mürit, hayatında hiç olmadığı kadar rahat hissediyordu. Sanki üzerinden büyük bir yük kalkmıştı. Belki değer arkadaşları da bir o kadar rahatlamıştı ama bu dava en ç...